onları tanıyormusunuz

No Comments

Merhaba,

Sabahları yeni bir güne uyandığımızda hayatın bizlere neler getireceğini hiç birimiz bilemeyiz. Engelli olarak doğmak, yada sağlıklıyken bu duruma gelmek hiçbirimizin tercihi değildi. Bunlar hayatın bizlere hazırladığı kötü sürprizler. İster kör, ister topal, ister sağır deyin bizlere. Ama bizim de sizlerle aynı hayatı paylaştığımızın farkında olun. Tüm engellere ve engellerimize rağmen sizlerle bir arada yaşayabildiğimizin farkında olun.

More

Özürlülük

No Comments

ÖZÜRLÜLÜK
Teknolojinin geliþimi, saðlýk ve insan tanýmlamalarýndaki geniþleme ve insan haklarýnýn gündeme gelmesi, özürlülerin toplumdaki yerini etkileyen en önemli geliþmeler olmuþtur. Bugün bazý ülke ve bölgelerde özürlüler, yaþam biçimi ve standardý yönünden farklýlýklarýný en aza indirmiþken, bazý ülkelerde ise toplum dýþýna itilmiþlikten kurtulamamýþlardýr. Dünya Saðlýk Örgütü (DSÖ) özürlülük oranýný geliþmiþ ülkeler için %10, geliþmekte olan ülkeler için %12 olarak kabul etmektedir. Buna göre tüm dünyada 500 milyon özürlü olduðu tahmin edilmektedir. Baþbakanlýk Devlet Ýstatistik Enstitüsü tarafýndan Temmuz 2004 de yayýmlanarak kamuoyu bilgisine sunulan ”Türkiye Özürlüler Araþtýrmasý”na göre özürlü olan nüfusun toplam nüfus içindeki oraný %12.3′dür. Buna göre ülkemizde yaklaþýk 8.5 milyon özürlü bulunmaktadýr. Özürlü nüfus oranlarýna baktýðýmýzda; ortopedik , görme, iþitme ,dil ve konuþma ve zihinsel özür oraný % 2.58 , süreðen hastalýk oraný % 9.70 dir.Her iki grupta yaþla birlikte özürlülük oraný da artmaktadýr. Süreðen hastalýklarýn kadýnlarda görülme oraný erkeklerden daha fazladýr ve kentlerde, kýrsal kesime oranla daha fazla görülmektedir. Diðer özür gruplarýndaysa erkeklerde görülme oraný kadýnlardan daha fazladýr ve kýrsal kesimde bu oran daha yüksektir. Nüfus, yaþ, mortalite (ölüm) ve morbidite (hastalýk) paternlerindeki ve saðlýk hizmetlerinin içeriðindeki deðiþim ile dünyadaki özürlü kiþi oranlarýný deðiþtireceði tahmin edilmektedir. More

Rindlerin Ölümü

No Comments

Hafız’ın kabri olan bahçede bir gül varmış;
Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle.
Gece; bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış
Eski Şiraz’ı hayal ettiren ahengiyle.

Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde;
Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.
Ve serin serviler altında kalan kabrinde
Her seher bir gül açar;her gece bir bülbül öter.

Özleyen

No Comments

Gönlümle oturdum da hüzünlendim o yerde,
Sen nerdesin, ey sevgili, yaz günleri nerde!
Dağlar ağarırken konuşmuştuk tepelerde,
Sen nerde o fecrin ağaran dağları nerde!

Akşam, güneş artık deniz ufkunda silindi,
Hulya gibi yalnız gezinenler köye indi
Ben kaldım, uzaklarda günün sesleri dindi,
Gönlümle, hayalet gibi, ben kaldım o yerde.

Mehlika Sultan

No Comments

Mehlika Sultan’a aşık yedi genç
Gece şehrin kapısından çıktı:
Mehlika Sultan’a aşık yedi genç
Kara sevdalı birer aşıktı.

Bir hayalet gibi dünya güzeli
Girdiğinden beri rü’yalarına;
Hepsi meşhur, o muamma güzeli
Gittiler görmeye Kaf dağlarına.

Hepsi, sırtında aba, günlerce
Gittiler içleri hicranla dolu;
Her günün ufkunu sardıkça gece
Dediler: ”Belki bu son akşamdır”

Bu emel gurbetinin yoktur ucu;
Daima yollar uzar, kalp üzülür:
Ömrü oldukça yürür her yolcu,
Varmadan menzile bir yerde ölür.

Mehlika’nın kara sevdalıları
Vardılar cikrigi yok bir kuyuya,
Mehlika’nın kara sevdalıları
Baktılar korkulu gözlerle suya.

Gördüler: ”Aynada bir gizli cihan..
Ufku çepçevre ölüm servileri…..”
Sandılar doğdu içinden bir an
O, uzun gözlu, uzun saçlı peri.

Bu hazin yolcuların en küçüğü
Bir zaman baktı o viran kuyuya.
Ve neden sonra gümüş bir yüzüğü
Parmağından sıyırıp attı suya.

Su çekilmiş gibi rü’ya oldu!..
Erdiler yolculuğun son demine;
Bir hayal alemi peyda oldu
Göçtüler hep o hayal alemine.

Mehlika Sultan’a aşık yedi genç
Seneler geçti, henüz gelmediler;
Mehlika Sultan’a aşık yedi genç
Oradan gelmeyecekmiş dediler!..

Geçmiş Yaz

No Comments

Rüya gibi bir yazdı. Yarattın hevesinle
Her anını, her rengini, her şiirini hazdan.
Hala doludur bahçeler en tatlı sesinle!
Bir gün, bir uzak hatıra özlersen o yazdan

Körfezdeki dalgın suya bir bak, göreceksin:
Geçmiş gecelerden biri durmakta derinden;
Mehtap… iri güller… ve senin en güzel aksin…
Velhasıl o rüya duruyor yerli yerinde!

Erenköy’de Bahar

No Comments

Cânan aramızda bir adındı,
Şîrin gibi hüsn ü âna unvan,
Bir sahile hem şerefti hem şan,
Çok kerre hayâlimizde cânan
Bir şi’ri hatırlatan kadındı.

Doğmuştu içimde tâ derinden
Yıldızları mâvi bir semânın;
Hazzıyla harâb idim edânın,
Hâlâ mütehayyilim sadânın
Gönlümde kalan akislerinden.

Mevsim iyi, kâinât iyiydi;
Yıldızlar o yanda, biz bu yanda,
Hulyâ gibi hoş geçen zamanda
Sandım ki güzelliğin cihanda
Bir saltanatın güzelliğiydi.

İstanbul’un öyledir bahârı;
Bir aşk oluverdi âşinâlık…
Aylarca hayâl içinde kaldık;
Zannımca Erenköyü’nde artık
Görmez felek öyle bir bahârı.

ENDÜLÜS’TE RAKS

No Comments


Zil, şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı…
Şevk akşamında Endülüs üç def’a kırmızı…

Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir.
İspanya neşesiyle bu akşam bu zildedir.

Yelpâze çevrilir gibi birden dönüşleri,
İşveyle devriliş, saçılış, örtünüşleri…

Her rengi istemez gözümüz şimdi aldadır;
İspanya dalga dalga bu akşam bu şaldadır.

Alnında halka halkadır âşüfte kâkülü,
Göğsünde yosma Gırnata’nın en güzel gülü…

Altın kadeh her elde, güneş her gönüldedir;
İspanya varlığıyle bu akşam bu güldedir.

Raks ortasında bir durup oynar, yürür gibi;
Bir baş çevirmesiyle bakar öldürür gibi…

Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü, sürmeli…
Şeytan diyor ki sarmalı, yüz kerre öpmeli..

Gözler kamaştıran şala, meftûm eden güle,
Her kalbi dolduran zile, her sîneden: ‘Ole!’

GÜFTESİZ BESTE

No Comments


Sizi dün bekledim o yollardaKi gezindikdi bir zaman karda,Kararan gözlerimle rüzgardaSizi dün bekledim o yollarda!… Sanıyordum unuttunuz adımı,Dediniz hissedince maksadımı:”Beni hala bu genç unutmadı mıKi bugün bekliyor bu yollarda?” Nice sevdalılarla sevgililerAşkı yollarda böyle beklediler!Nice sevdalılar da var ki dilerAkşam olsun bu kuytu yollarda!.

Bir Saki

No Comments

O muğbeçeyle tanıştımdı Lâle Devri’nde,
Fütâdegânına son bir piyâle devrinde.
On altı yaşına dâhil o şûh-ı Sa’d-âbâd,
Cihânı verdi idi ihtilâle devrinde.

Lisânı şîve-i Şîrâz’dan nümûne idi Acem-perestî-i Rûm’un imâle devrinde.
Teferrüd etmedi derler nazîri bir sâkî Cem’in serîrine câlis sülâle devrinde.
Kemâl, Kasr-ı Cinân içre, ser-be-ser bir şeb O muğbeçeyle tanıştımdı Lâle Devrinde.

Older Entries